Çocuklarda  konuşma  gelişiminde duyum sistemi ve sinir sisteminin sağlamlık ve bütünlüğünün dışında , psikolojik yapının da önemi vardır. Yaşamın ilk yıllarında endişe ve korku geçiren çocuğun konuşma sisteminde de aksamalar olur.

Dil ve konuşma bozuklukları içerisinde yaygın olarak görülen türlerden bir taneside akıcı konuşma bozukluğudur. Amerikan işitme ve konuşma birliğinin (ASHA) sınıflandırmasına göre gelişimsel ve edinilmiş olarak incelenir. Edinilmiş bozuklular nörojenik ve psikojenik akıcılık bozukluklarıdır. Görülme oranı en düşük olan akıcılık bozukluklarıdır. Bu sebeple araştırmalar ve terapiler gelişimsel kekemelik ve hızlık- bozuk konuşma üzerine yoğunlaşmıştır.

Hızlı Konuşma (Cluttering / Takifemi)

konuşmanın ritminin sözcük veya  sözce tekrarları, uygun olmayan yerlerde duraklamalar, cümle  içindeki hecelerin yerlerinin değiştirilerek söylenmesi gibi düzensizlikler sebebiyle  bozulmasıdır. Takifemisi olan kişiler çok hızlı konuşurlar ve genelde konuşmasındaki problemin farkında değillerdir.

Genellikle tek heceli kısa sözcüklerde tekrarlamalar yaparlar. Fakat  kekemeliktekinden farklı olarak bu tekrarlamalarında hiçbir zorlanmaları yoktur.  Kekeme kişilerde olduğu gibi konuşmaktan kaçınmazlar ve konuşurlar. Bu kişilerde; dikkatin kısa süreli olması, yetersiz konsantrasyon, düşünmeden konuşma gibi özellikler görülebilir.

Terapide esnasında kişinin konuşma hızını yavaşlatmaya yönelik çalışmalar yapılır. Terapide gösterdiği performansı diğer ortamlara genelleyebilmesi için başka çalışmalara da gereksinim duyulabilir.

Kekemelik

Konuşmanın ritminin ve akıcılığının, uzatmalarla , tekrarlar, duraklamalarla ve çoğu zaman  bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır.

Araştırmalara göre toplumun yaklaşık %1’i her herhangi  zamanda kekemelik yaşamıştır. Buna bakılarak, Türkiye’de yaklaşık olarak 700,000 kekemelik problemi olduğu düşünülmektedir.  Genellikle çocukların %5’inde  2-7 yaş arasında ortaya çıkar, görülme sıklığı olarak  3-5 yaş arasında yaygındır. Erkek çocuklarda daha yavaş seyreder. Kız-erkek oranı 1/5 tir. Çocuklukta ortaya çıkan kekemelik %80’i kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla 5 çocuktan 4 ‘ü akıcı olarak konuşmaya, %1’i de kekelemeye devam etmektedir. Yapılan araştırmalara göre kekemelik görülen kişilerin birinci dereceden akrabalarında kekemelik görülme oranı yüksektir.

Çoğu kişi konuşma sırasında ses, hece ve ya  sözcük tekrarlamaları yapar. Arada bir olan bu durum akıcısızlıkları normal kabul edilir. Konuşma akıcısızlıkları, günlük konuşma tarzında olduğunda ve diğer insanlar tarafından fark edildiğinde (fark edilebilir düzeyde olduğunda) konuşma problemi olduğu düşünülür. Kekemeliği olan kişi kendini engellenmiş hisseder ve utanç duyar. Zamanla konuşmaktan kaçınmaya başlar.  Bu durum kişinin psikolojik, sosyal ve akademik yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Konuşma problemi giderek karmaşık ve çok yönlü bir problem haline gelir.

 

Kekemeliğe Sebep Olan Etkenler

Aslında kekemeliğin tek bir sebebi yoktur. Yapılan araştırmalara bakıldığında, çocukluk döneminde başlayan tipik kekemelik fizyolojik faktörler barındırmaktadır. Mesela  kekemeliği olan bir kişinin yaklaşık olarak %50’sinde genetik etkiler görülür. Kekemeliğin, stresli ortamlarda fazlalaşması, sebeplerinin psikolojik olduğunun düşünülmesine yol açmaktadır. Fakat bu durum doğru değildir. Psikolojik faktörler kekemeliği tetikleyebilir veya  ortaya çıkarabilir ama kekemeliğin nedeni değildirler. Öğrenme veya alışkanlıklar da kekemelikte önemli rolleri vardır. Örneğin kekemeliği olan kişiler , kekelediklerinde kendilerine yardımcı olacağını düşündükleri bazı el ayak, göz kırpma gibi hareketler yapabilirler.

Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir