Panik ve kaygı her türlü insanı yaşamının herhangi bir döneminde etkileyebilir. Araştırmalara göre her 30 kişiden biri hayatının bir döneminde ciddi panik atak sorunu yaşayabilir. Yani yalnız değilsiniz. Panik diye bir şey neden var? Paniği anlamamız için önce korkuyu anlamalıyız. Korkuyu, bir tehlike olduğunda ortaya çıkan otomatik bir alarm sistemi olarak düşünebilirsiniz. Şimdi freni patlamış bir aracın ya da yırtıcı bir hayvanın size doğru yaklaştığını düşünün. Ne olurdu? Birçok kişi için bu panik yaratacak bir durumdur. Böyle bir durumda hemen herkes vücudunda bir dizi değişiklik hissetmeye başlayacaktır. Aşağıdaki bedensel belirtileri okuyunuz:

Kalbiniz çarpmaya başlar

Daha hızlı nefes almaya başlarsınız

Terlersiniz

Ağzınız kuruyabilir

Huzursuzluk hissedersiniz

 

Bu alarm yanıtı bize bu tehlike karşısında iki şeyden birini seçmemizi sağlar.

Tehlikeden uzaklaşmak

Tehlikeye karşı kendimizi savunmak

 

Yani gördüğünüz gibi alarm sistemi oldukça hayati bir işleve sahiptir. Peki, gerçekte böyle bir tehlike olmadan bu yoğun korku belirtileri yaşanabilir mi? Aslında en beklemediğiniz zamanda ortaya çıkıyor gibi gözüken panikler birer yanlış alarmdır. Alarm çaldığında önce gerçekten o tehlikenin olup olmadığına bakarız. Çünkü birisi yangın olmadığı halde alarmı çalıştırmış olabilir. Ya da tehlikesiz bir sigara dumanından dolayı alarm çalıyor olabilir.

Tehlike karşısında kaçmak mı? Savaşmak mı?

Gerçek bir tehlike olsun olmasın biz tehlikenin varlığına inandığımızda bedenimizde bir dizi yanıt ortaya çıkar. Bilim adamları bu belirtilere kaç ya da savaş yanıtı demişler. Çünkü bu belirtiler savaşmayı ya da kaçmayı kolaylaştıracak bir takım bedensel hazırlıkları içerir. Tehlike gerçek olsun olmasın bedenimiz gerçekmişcesine o tehlikeye hazırlanır. Bir ülkenin ordusunu düşünün: komşu ülkenin saldıracağı istihbaratı gerçek ya da gerçek dışıdır ama böyle bir istihbarat varsa ülke savaşa hazır olmalıdır. Böyle bir durum insan bedeninde olduğunda üç alanda yanıt ortaya çıkar: Bedensel, davranışsal ve düşünsel.

Bunları yaşayanın bir tek siz olduğunu düşünüyorsunuz belki ama aslında hepimiz korku ve kaygı yaşadığımızda bu belirtileri yaşarız. Bedenlerimiz tehlike olduğuna inandığımızda belli bazı kimyasallar salgılamak üzere tasarlanmıştır. Şimdi bazı bedensel belirtilerin bu açıdan anlamlarını görelim.

Kalbin daha hızlı ve güçlü atıyor olması, kanın ve dolayısıyla oksijenin tüm vücuda daha hızlı ulaştırılmasını sağlar (bu sırada siz kalbinizin çarptığını hissedersiniz) Nefes alışı veriş hızında ve derinliğinde artış olması, daha fazla oksijenin akciğerlere alınmasını sağlar. İç çektiğinizi, esnediğinizi veya nefessiz kaldığınızı hissedebilirsiniz. Boğulma hissi veya göğüste baskı hissi de aynı nedenledir. Ancak bu kadar oksijeni kullanmazsanız (ki gerçekte ihtiyacınız yoksa nasıl kullanabilirsiniz?) kalsiyumunuz geçici olarak düştüğü için uyuşukluklar hissetmeye başlarsınız. Ayrıca hızlı nefes alışı verisi kişinin fazla ince düşünmesini engellemek için beyin oksijenini azaltır (tehlikesiz bir durumdur) ancak gerçek bir tehlike olmadığında bu baş dönmesi, sersemlik ve gerçek dışılık hissi yaşanmasına neden olur.

 Kanın hayati olmayan organlardan hayati organlara aktarılmasıyla deri ve parmak uçlarından çekilen kan hayati organlara doğru kayar. Tabii siz bu durumu renginizin atması, elinizin yüzünüzün soğuması veya uyuşukluk şeklinde yaşarsınız.

Terlemede artış, sizi ıslatarak hem saldırganlara karşı daha kaygan hale getirir hem de vücudu soğutarak savaş (!) sırasında aşırı ısınmasını önler.

Göz bebeklerinin genişlemesi, normalde tehlike anında sizin daha geniş bir alanı daha iyi görmenizi ve az ışıkta dahi görme yetinizin keskinleşmesini sağlar. Ancak panik anında siz bu yanıtı görüşte bir bulanma, gözde uçuşan noktalar ya da ışıkların çok parlak olduğu algısı şeklinde yaşayabilirsiniz.

Sindirim sistemi hareketlerinde yavaşlama, enerjinin sindirim gibi barış zamanı aktivitelerinden alınıp daha hayati alanlarda kullanılmasını sağlar. Ancak siz bunu ağız kuruluğu ya da karnınızda&midenizde rahatsız edici duyumlar olarak yaşayabilirsiniz.

Savaşma ya da kaçma için artmış kas gerginliği, sizin vücudunuzu gergin hissetmenize neden olacaktır. Bazen bu gerginlikler çeşitli ağrılara neden olabilir (baş, boyun, sırt, bel…) ya da atak esnasında titreme veya sarsılma olarak yaşanır.

Gördüğünüz gibi gerçek bir tehlike için oldukça güçlü bedensel hazırlık mekanizmalarımız var. Ancak tehlike olmadığı halde yanlış alarm verildiğinde de tüm bu yorucu aktiviteler harekete geçebilir.

Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir